Suç ile edebiyat arasında tuhaf bir benzerlik var. Özellikle suç ile roman arasında. Birbirinden çok farklıymış gibi duran bu iki olguyu birleştiren düzlemin adı, belirsizlik. Suç da, roman da belirsizliğin üzerinde yükselir. Her ne kadar yasalar suçu ayrıntılara varıncaya dek tanımlamış olsa da, tanımlamalar zaman karşısında sık sık hükmünü yitirir, hukuki saptamalar gerçekleşir. Ya da komşu ülkede suç sayılan eylem, ülkemizde suç sayılamayabilir.
Suç, hangi politik sistemde olursa olsun, egemen güçlerin, toplumsal istikrarı sağlamak gerekçesiyle kendi sosyoekonomik sistemlerini korumak için icat ettikleri, asıl işlevi bireyin haklı ya da haksız isteklerine gem vurmak olan bir kavramdır. Bu yönüyle de suçların, nesnel, gerçekçi ve adil olarak tanımlanması mümkün değildir. Victor Hugo’nun sefiller adlı yapıtında Jean Valjean adlı karakterinin bir ekmek çaldığı için kürek cezası ve tüm yaşamın alt üst oluşunu anlatan öyküsü bu durumu çok iyi açıklamaktadır. Dolayısıyla, suç bir yanıyla göreceli, bir yanıyla da belirsiz bir olgudur. Kesin olarak suç sayacağımız eylemler yok mu diye sorulabilir. İnsan öldürmek gerekçesi, nedeni ne olursa olsun suçtur. Önerme doğrudur. Ancak yeryüzünde öldürmeyi hak eden binlerce kişi olduğu doğrudur. Agahta Christie’nin Doğu Ekspresi’nde Cinayet romanında öldürülen Samuel Ratchett adındaki karakter gibi.Christie, romanında öyle bir kurban tipi yaratmıştır ki; öldürülen adam gerçekte o trendeki en kötü, en iğrenç, en zararlı insandır. Öyle ki, okur katilleri sevmeye başlar. Böylece Christie, bu adamın öldürülmesi bir suç mudur ya da değil midir tartışmasına yönlendirir bizi.
Nietzsche “Ceza insanı eğitmez, sadece evcilleştirir” der. Çünkü suç işleme dürtüsü ya da kötülük dışarıdan gelmez. Suçun ya da kötülüğün kaynağı içimizdedir. Hem insanın içinde, hem de kurulu düzenin içinde: Sosyoekonomik yapısında, politik sisteminde, ahlaki, dini kurulumunda. Tarih boyunca insanın insana, toplumun topluma, toplumun insana uyguladığı şiddeti gözden geçirecek olursak bunu daha iyi kavrarız. Nietzche’nin sözü bu nedenle çok haklıdır. İnsan şiddetinden kurtulamaz, kurtulursa evcilleşir. Yani doğallığını yitirir. Bu kesin bir mutsuzluktur
Yani belirgin olarak suç sayılabilecek fiiller bile aslında tartışmalı bir yan taşımaktadır. Kuşkusuz biz yine de öldürmeyeceksin diyeceğiz, ölümün cezasını ölümle vermenin, ölümü yüceltmekten başka bir işe yaramadığını söyleyeceğiz.
Başak ÖZMEN