Sosyal bir yıkımın adıdır metalaşma.”Vicdan” talan edilmiştir.Kalabalıkların lüksü haline gelir vicdan.Kalabalıklar sanıldığı kadar masum değildir.Her şey “kar” etme vasıtasıdır.Tek belirleyici unsur “piyasa değerleridir”.Hükmü orası verir,geriye kalan ne varsa bir teferruattan ibaret.
Yapay bir cennet edinme durumu gözlemliyoruz.Önce sanayi yollu bir çığır açıldı.Sonra bir somun ekmeğe kadar mevcut bozulmaya zuhur etti.Hortlamış olan ticaretleşme,kültürden eğitime bir ahtapot gibi çok yönlü uzantılarını teşhir etti.Rakamsallaşıyoruz! İlkelleştikçe,modernleştiğimizi zannediyoruz.Kalabalıkların direnci kırılıyor.Çünkü kapitalist bir ilke haline gelmiş “büyük balık” ve “altta kalanın ezilme” durumuna dünden razı yaşıyoruz.Biz her geçen gün birbirimizden farklılaştığımızı zannediyoruz.Mevcut bir farklılaşma yaşanıyor zannedilse de, dünyevi bir tipikleşmeye doğru gidiyoruz.Mevcut düzeni,bu “kalpsiz ideoloji”yi “dizginsiz bir canavar”a benzeterek, onun hürriyetini “hür bir kümeste bir tilki hürriyeti” olarak adlandırıyor Cemil Meriç.Hepimiz aynı sancının çocuklarıyız halbuki.Kah batılılaşmaya,kah demokrasi ile,kah özgürlükle tokatlayıp kırbaçlanmıştır bu halk.
Göz önce bekar,sonra görmeye çalışır.Görebilen göz için,beğenebileceği bir şey mutlaka vardır.Lakin o göz,görmek istemiyor ise, durum farklıdır artık.Çünkü şartlanma başlar orada.Bu mevcut şartlanma başlar orada.Bu mevcut şartlanma esasında, tutulacak ip Allah’ın ipi değil,dışarının batılı ve beşer ipidir.
Unutmayalım ve görmemezlikten gelmeyelim:Mevcut popüler kültürn bir getirisidir metalaşma.Atilla İlhan,bu taklit ve yabancılaşmayı “uşaklığın zirvesi”olarak görüyor.Beyinlerimize dünyevilik depolanıyor.Bu depolaşma esnasında tuhaf bir dönüşüm yaşıyor beyinler.Erol Gökan’ın deyimiyle “pop psikolojisi ortalığı işgal etmiştir”.Düzen ile baş etmenin farklı bir yolu yok,alternatifi yok.Bu çaresizleşme bize pahalıya mal olacağa benziyor.Tepkisizleşmeye de meyilli bireyler haline geliyoruz.Metalaşma güzergahında sosyal bir yıkım yaşıyoruz cümleten.Bu çetin yol güzergahında,normal ve doğal olan korkularımız,kaygılarımız şeytanlaştırılıyor,aşağılanıyor ve ötelileştirme operasyonu için o meşhur düğmelere basılıyor belki de…
Başak ÖZMEN