Çocuklar neredeler?
Odalarındalar.
Akşam olmuş,eve babaları gelmişi,çocukların haberi yok.odalarındalar ya!
Şimdi çocukluğuma yolculuk yapıyorum,çalışma odalarımızın olmadığı,sıcacık sobanın etrafında oturduğumuz,genişçe bir yer masasında diz çöküp,tüm kardeşler birlikte ders çalıştığımız çocukluğuma…
Eve gelmekle birlikte beyaz yakalı siyah önlüğümü çıkarır,ev kıyafetlerimi giyer,şöyle etrafı bir kolaçan ederdim.Televizyon açık olsa da karşısına oturmaz,bilgisayarımız olmadığı için karşısına tünemezdim.Annemin yardıma ihtiyacı olurdu.Ev toparlanacaksa toparlar,mutfakta yapılacak iş varsa yapardık.Sonra ver elini sokak….
Özgürlüğümüzün,kendi varlığımızın farkına vardığı sokaklara..Kurallara saygılı olmayı,birbirimize değer vermeyi,ekip ruhunu,birlikte bir şeyleri başarabilme mutluluğunu hep oyunlarımızda,sokaklarımızda öğrendik.Hırslı değildik birbirimize karşı saygı ve sevgi dolu idik.Kaybetmek “mahvolmuşluk” kazanmak “siz de kimsiniz tozunuzu savurduk demek” değildi.
Akşam olmadan eve gelirdik.Çünkü öyle sözleşilmişti,ailecek yaptığımız açık oturumda..Hemen masalarımızı kurar ,ödevlerimizin olduğu ders kitaplarını dizerdik.Şimdi tek kişi bir masaya sığmazken,iki kardeş nasılda yerleşirdik etrafına..Sığabiliyorduk kavga etmeden “sen öteye git demeden”.. Babaannem yaşlılığına mağlup olur,uyuyakalırdı,üstünü örterdik.Babamın eve gelişi bayram havasında karşılanırdı.Misafir gelince eve hepimiz “hoş geldin” demek zorundaydık.Evlerimiz hayat üniversitesi gibiydi.Dertlere çözüm üretyilir,annem ve babaannem tarafından,biz canlı tanıkları olurduk.
Eskiden esirler,kürek mahkumu yapılırmış.Şimdi çocuklar gönüllü sandalye mahkumu…Okula sevilse giderler otururlar koltuklara,okulda otururlar saatlerce sıralarda,eve gelirler yine otururlar saatlerce masalarının başındaki ders çalışalım,bilgisayarda yazışalım diye…Arkadaşlıklar artık sokakta değil sanal alemde,elektrikli kutuların içinde.Ne uyuyup kalan babaannelerinin üstünün açıklığından haberdarlar,ne mutfakta annelerinin onların yardımına ihtiyaçlarından, ne de eve gelen babalarından…Biz hem ders çalışır,hem de gelen misafirlerimizle ilgilenirdik.Bilirdik ki misafirin duası Allah katında kabul olur.İstanbul nasıl hem erlerin kılıcı hem de erenlerin duası ile fethedilmişse;biz de okullarımızı hem kalemlerimizin gücü,hem de evde gönlünü ferah ettiğimiz komşularımızın,misafirlerimizin büyüklerimizin duası ile bitirdik.
Odalarımız yoktu bizim;fedakarlık beraberlikte öğrenilirmiş.Odalarımız yoktu bizim ana babamızı doyasıya gördük.Nasılsa zaman rüzgarı hepimizi uçuracak o güzel sığınağımızdan ailemizden..Birbirimizi doya doya görüp, ihtiyacını giderip,dualarını alsak ya!
Sandalye mahkumluğu ne diye?
Başak ÖZMEN